Bir Yürekli Adam, kendini anlatırsa..

Mayıs 28, 2007


Ay’a ilk ayak basıldığı yılın 10 Ağustos’unda doğdu. İstanbul’un çileli ve kesmekeşli ortamında, o şehirde bir ömür harcayacağını bilmeden hep “düşünen” bir çocuk olarak büyüdü.

Cevizli semtinde, bir dere kenarında oynarken, mahallenin delisi kovalayınca “korkuyla” tanıştı.

Ailesi İstanbul’un mutena semtlerinden Fenerbahçe’ye taşınınca daha az korkmaya ve Fenerbahçeli olmaya basladı. 6 yasinda ilk kez bir maça gitti ve en sevdigi Fenerbahçe şapkasını çaldırdı. (Bugün bile o şapka için üzülür). 7 kardeşin 2 numaralı olanıydı ve ilerde bir mahalle takımında 2 numaralı formayı giyerek maçlara çıkacağını bilmiyordu.
Ablası okula başlayınca çok kıskandı ve saçını çekti. Bir yıl sonra ise okulunun ilk gününde annesi onu sınıfına sokmayı zor başardı… O gün çok ağlamıştı.

Arkadaşları teneffüslerde çesitli oyunlar oynarken, o hep “düşünüyordu”…

İlkokul bittiğinde bir korku filmi senaryosu yazdığını iddia ederek arkadaşlarına kendini güldürdü. Daha sonra sinema ile sadece “seyirci” olarak ilgilendi. O hep bir sinema tutkunu olarak yaşayacaktı; çünkü siirle daha tanışmamıştı.

12 Eylül ihtilalinde ortaokula başlayacaktı ve tek başına belediye otobüsüne binmeyi öğrenecekti. Daha sonra yağ, tüp, şeker ve gaz kuyruklarında beklemeyi ve soğuklarda üşürken ağlamamayı…

Mahallede her kırılan camdan Tazeoğlu kardeşler sorumlu tutulmaya başlanınca, baba Hayati Tazeoğlu ani bir göç harekatıyla tüm aileyi yeniden Cevizli’ye taşıma kararı aldı. Buna en içerleyense küçük Kahraman oldu. Geride bıraktığı mahalle arkadaşlarını bir gün yeniden görebilmek ümidiyle yanıp tutuşurken birden ilk defa yaşayacağı bir duyguyla karşılaştı. Karşı komsunun kızına aşık olmuştu. Mutluluğu, acıyı, hüznü ve ağlamayı yeniden keşfetti. Bütün bunların toplamının ona şiiri öğreteceğini bilmiyordu. Ablasının yazdığı şiirlerle dalga geçerken hatta “şiir de neymiş; saçmalık” diye iddia ederken gece gündüz şiir yazmaya başladı. Sonunda o terk edildi ama şiir onu terk etmedi. Yine aşık oldu, yine terk edildi, yine şiirler yazdı.

Matematiği gereksiz bir ders olarak gördüğü için, hocaları da onu gereksiz bir öğrenci olarak gördü. Uzun bir süre ara vereceği eğitimini daha sonra bin pişman olarak devam ettirecekti. Bu arada ailesi “eti senin kemiği benim” diyerek onu bir kuaföre çırak olarak verdi. 10 yıl sürecek bu macera özel radyoların açılmasiyla sona erecekti.

Bir yaz gecesi arkadaşının evinde balkon sohbeti yaparken arkadaşının annesi uykusundan uyandı ve “oğlum kapatın şu radyoyu da yatın artık” dedi. Halbuki radyo kapalıydı ve konuşan 19 yaşındaki genç Kahraman’dı…

Çocukluğundan beri özendigi spikerlik hayali daha da derinleserek artmaya baslamisti. Annesi bebekliğinde çok ağladığı zamanlarda onu radyonun yanına yatırır ve susmasını sağlardı. Çok çocuğa bakmakla yükümlü olan bir annenin bulduğu bu çözüm ilerde küçük Kahraman’ı radyocu yapacaktı.

Derken; günlerden bir gün, Türkiye’de ilk özel radyolar açılmaya başladı ve mesleğinde çok önemli bir yere gelmiş olan genç Kahraman, bu işe sevdalandı. Artık o radyocu olabilmek için yıllarını verdiği mesleğini bırakabilirdi. Sıkı bir radyo takipçisi olan genç Kahraman, “Gecenin Serserisi”ni dinleyerek hatta yayın yaptığı radyoya kadar gidip kendisiyle tanışarak hayatında ilk kez bir radyo stüdyosu gördü. Bununla da kalmayıp Orhan Çetin tarafindan programa konuk edildi, şiirler okudu. Gelen olumlu tepkiler kendisini yüreklendirdi ve o gün radyocu olmaya karar verdi. Mesleğini zirvedeyken bırakarak, yayın hayatına yeni “merhaba” diyen Kadıköy FM’de yayına başladı. Sonraki rüzgarlar onu baska radyolara sürükledi ve son durağı en sevdiği ve mutlu olduğu Radyo 7 oldu.

Şimdi Mavi Ada diye bir yerden şiirler seslendirerek gece bunalım oranını yükseltme çalışmalarını sürdürüyor. Kahraman Tazeoğlu’nun “Seni İçimden Terk Ediyorum” “Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi” adli iki şiir kitabı var. Bu kitaplara bir de “Araz” adlı bir romanını ekledi. “Mavi Ada Mektupları” ve “Tutsak Mektuplar” adli iki derlemesini de listeye ekleyerek 5 kitaba ulaştığını söylersek geriye sadece asağıdaki notu düşmek kalır…

Not: Ablası artık şiir yazmıyor.

Kahraman Tazeoğlu


Kıraç – Sana Mecburum “İnciÇiçeği”M’ e

Mayıs 22, 2007

“İnciçiçeğiM” SEVİYORUM SENİ

Ayrılık isteme n’olur benden
Ben seni sevmişim sana mecburm
Ne gelirse gelsin senin elinden
Ben seni sevmişim sana mecburum

Hasretin elinden çekemem zulüm
Ben sana vurgunum sana mecburum
Seni kaybetmektir en büyük korkum
Tut elimi bırakma sana mecburum

Ne acılar yaşadım,
Ne bedeller ödedim
Senden başka hiç kimseyi böylesine sevmedim
Sana vurgun, sana tutkun, sana mecurum

Ayrılmak istesem ayrılamam ki
Ben sana tutuklu, sana mecburum
Ne yapsam bu dertten kurtulamam ki
Ben san muhtacım, sana mecburum

Hiç kimse alamaz senin yerini
Ben senle doğmuşum sana mecburum
Gerçeğe döndürdün hayallerimi
Tek sana aidim sana mecburum

Ne acılar yaşadım,
Ne bedeller ödedim
Senden başka hiç kimseyi böylesine sevmedim
Sana vurgun, sana tutkun, sana mecurum

Sana vurgun, sana tutkun, sana mecburum


Shake it up Şekerim FİNALDEE….!!!

Mayıs 11, 2007

Eurovision’da finale kaldı…
Kenan Doğulu Finlandiya’da düzenlenen yarışmada finale kalma başarısını gösterdi.
Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de düzenlenen 52. Eurovision Şarkı Yarışması’nın yarı finalinde Türkiye’yi ”Shake It Up Şekerim” adlı parçasıyla temsil eden Kenan Doğulu, finalde yarışma hakkı kazandı
.

Türkiye’nin de katıldığı yarı finalde ilk 10′a girenler, 12 Mayıs Cumartesi günü yapılacak finalde yarışacak 24 ülkenin arasında yer alacak. Türkiye’yi temsil eden Kenan Doğulu, cumartesi günü 22. sırada sahneye çıkacak.

Telefon aracılığıyla kullanılan oylar sonucu yarı final sıralaması ve finale kalan 10 ülke şöyle belirlendi:

1-Belarus, 2-Makedonya, 3-Slovenya, 4-Macaristan, 5-Gürcistan, 6-Letonya, 7-Sırbistan, 8-Bulgaristan, 9-Türkiye, 10-Moldova.

AA

Yazının devamını oku »


Malt – Aşkın Gözü (Klip)

Mayıs 10, 2007

Olmaz ilaç sine-i sad pareme
On pare top atışı yap duyur cümle aleme

Duyulmaz bilinmez sandın
Gülünmez mi halime
Sürç-i lisan ettiysem eğer

Neden konuşmadın benimle
Neden gitmedin vakitlice
Neden durdun öylece

Aşkın gözü kör olabilir ama
İnan bana karnı açtır
İyi sindirilmemiş bir aşk
Üçüncü tekillere muhtaçtır

Bir, üç, beş, 50
Kaç tane oldu ben uyurkene
Güvendiğim dağlar
Kaç kere yıkıldı
Söyleme

Bilmedim yapamadım
Kaçındım belki söylemeye
Beklediğin şeyi diyemediysem eğer

Neden konuşmadın benimle
Neden gitmedin vakitlice
Neden durdun öylece

Aşkın gözü kör olabilir ama
İnan bana karnı açtır
İyi sindirilmemiş bir aşk
Üçüncü tekillere muhtaçtır