Ağustos 14, 2007
Bazen olur ya; yorulup kaldığımızda bir yerlerde, yaşamdan bir nefes daha almak istedigimizde, dönüp bakmalıyız aynaya..Sırtımızı dönmek fayda etmez dağlara.. Ne zamana kıymalı insan ne de keşkelerine ağlamalı, bunalıp kaldığında bir köşede. Yeniden yola koyulmalı, yine yeniden sevebilmeli yokuşları. Ertelemeye gelmez hayat: Ne varsa bir gün yaparım diye ertelediği, bir yerden başlamalı vakit kaybetmeden. Her geçen günün adım adım hesabından düşüldüğünü unutmamalı insan. Bazen değiştirmeli bir şeyleri. Çok değil küçük şeylerden başlamalı, bir gün de bir durak önce inebilmeli bazen. Evine girerken taşıdığı ne kadar dert varsa içinde, aşabilmeli bazen kapı önündeki ağaca.
Kendiyle barışmalı insan.Yüreğine takmalı bazen pembe gözlüklerini. Baktığını değil gördüğünü hissedebilmeli bazen. Yerinden çıkıp bazen koyabilmeli bir başkasının yerine kendini. Ağlayana sus demeyi değil onunla ağlamayı denemeli bazen. Farkedebilmeli hayatın gerisinde değil tam içinde olduğunu. . Sevmenin bir insanı üzmekten daha değerli oldugunu farkedebilmeli bazen. Sadece söyleyecek bir şeyleri olduğunda değil, tıkanıp kaldığında da dinleyebilmeli. Bazen içinden geldiği gibi davranmalı insan aldırmadan kimseye. Hiç uzaklara gitmeden kendinde aramalı huzuru. Dünya değişecekse eğer bir gün, bilmeli dönüm noktasının kendisi oldugunu. Anlayabilmeli ölümün ayrılıktan daha kolay olduğunu, sevdiklerini kaybetmeden önce. Sevilmenin bir insanı sevmekten başladığını öğrenebilmeli. Kötülüğü değil iyiliği emretmeli. Hatırlamalı sevgilerin paylaştıkça arttığını, acılarında olduğunu unutmadan.. Keske demeden anlayabilmeli, şükretmenin ne demek olduğunu.. Ve unutmamalı insan elinde olanların elinde olmayanlardan daha değerli olduğunu…
Yasir Babaarslan
1 Yorum |
Denemeler |
Kalıcı Bağlantı
rhk48 tarafından yazıldı
Ağustos 14, 2007
”Kısa bir öyküdür hayat; uğruna upuzun acılar çektiğimiz, kısa bir türküdür , bir kez daha dinlemek için delirdiğimiz!” der ünlü bir şair. Bu kadar güzel tanımlanır ”hayat”dediğimiz sınav.
Bazen bilmiyorum nasıl yaşamam gerektiğini… Nasıl yaşamalıyım? Nasıl davran malıyım? Herkesi sevmeli miyim? Sevebilir miyim? Günlük mü yaşamalıyım? Yoksa geleceğe yatırım mı yapmalıyım? Ne zaman ve nasıl öleceğimi bilmediğim bu evrende. ”Eskiden gençsin , önünde uzun yıllar var ” derdi büyükler. Şimdi görüyorum; yaşa, başa bakmaz oldu ölümler. Yaşı küçüldü ölümlerin. Ne zaman genç birinin öldüğünü duysam ya da okusam; ”Aysun; boşuna üzülüyorsun, sinirleniyorsun, herşeyi kafana takıyorsun, para biriktiriyorsun, işte hayat bu kadar kısa , yaşamana bak , gidenler ne götürüyor ki ” diyorum. Öte yandan da günlük yaşamış, çalışmamış sosyal güvencesi olmayan zavallı insanların çaresizliğini görünce ”Paranı dikkatli harcamalısın, üç beş kenara koymalısın, bunun bir de kötü günü var, bak da ders al” diyorum. Ama herşeyi çabuk unutuyoruz, yaşam akıp gidiyor avuçlarımızdan. Hayat sınavların en zoru ve en acımasızı. En güzeli ”kadere ”inanmak. ”Alah bizleri yaratırken, kaderimizi de çiziyor” diye teselli etmeliyiz kendimizi. Yoksa bu çelişkilerle geçmez hayat. İnsanın düşünceleriyle, düşüncelerini eyleme dökmesi zor çoğu zaman. Hepimiz güzel şeyler söylüyoruz ama iş uygulamaya gelince yolda kalıyoruz. Oysa meziyet , düşündüğün gibi davranabilmekte.
Düşüncelerimiz gibi özgür değil hayatlarımız. Oysa yaşamın hakkını vermeli insan, ”Madem bir kez geldik”; sonuna kadar gönlümüzce, düşüncemizce yaşamalıyız.
Sevgilerimle
Aysun Alp
http://blog.milliyet.com.tr/aysunalp
» yorum bırak; |
Bir Dilim Söz, Duygusal, heyhat |
Kalıcı Bağlantı
rhk48 tarafından yazıldı