Hayali’den bir şiir..

Ağustos 16, 2007

hayali’nin hayal perdesini aralayıp dünyaya anlam penceresinden baktığı şiiridir.

serbest tercümesi:

cihan ara cihan içindedir arayı bilmezler
o mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler

**o balıklar ki, dünyanın cevherinin * yine dünyanın içerisinde olduğunu bilmeyen insanlar gibi, denizin içinde denizin ne olduğundan habersizlerdir.

harabat ehline duzah azabın anma ey zahid
ki bunlar ibn-i vakt oldu gam-i ferdayı bilmezler

**ey zahid! meyhane müdavimlerine kabir azabından bahsetme, ki zaten bunlar zamanın akışına kendilerini bırakıp gelecek kaygısı çekmeyen kişilerdir. sen ne kadar söylersen söyle onlar için bir anlam ifade etmez. o yüzden nefesini boşuna tüketme!

şafak-gün kan içinde dagını seyrerler aşıklar
güneşte zerre görmezler felekte ayı bilmezler

**aşıklar gece gündüz sevgilinin bağırlarında açtığı kanlı yarayı izlemekten etrafına bakmadıkları için güneş yüzü görmedikleri gibi, gökyüzünü de ayı da bilmezler. zaten dünya değildir aşıkların umrunda olan, sevdiklerinin açtığı yara bile canandan geldiği için canlarına can katar.

hamide kadlerine rişte-i eşki takup bunlar
atarlar tir-i maksudu nedendir yayı bilmezler

**aşk acısından bükülen belleri ile iki büklüm, yay gibi olan boylarına gözyaşı ipliğini gerip ulaşmak istediklerini hedeflerine ok yapıp atarlar ama bellerini büken şeyin de ne olduğunu bilmezler.

hayali fakr şalına çekenler cism-ü üryanı
anınla fahrederler atlas-ü dibayı bilmezler

**ey hayali! çıplak vücutlarına yoksulluk şalını çekenler, atlas ve dibanın nasıl kumaşlar olduklarını bilmedikleri için üzerlerindekilerle övünürler.


Ait olmak, olmamak

Ağustos 16, 2007

..ve işte yine elde var sıfır

Nereye saklasam bilemedim, susamadım.. Manzarasız bir balkonda kendimi seyrediyorum içim acıyarak, heyhat! Seni düşürüyorum, nerdesin, yine beni seviyorum, nerdesin..

Hmm, haklısın kriz, sigara..
Kültablasında yeni bir izmarite açacak yer kalmasada, dumanına yandığım meret, sen de olmasan..
Derme çatma bir keder inşaatı aslında bu kültablasındaki manzara.. Şöyle bir baktımda, yerinde bir proje, yerli yerinde..
Bakma sen bana, sanırım kendime de misafirim bu gece, pek hoş gelmedim ama,
nerden baksan ait olmama duygusu, anlar mısın? Eylül sonunda bir yaprak gibi hissetmek kendini, ne tuhaf..
Seninle hep aynı ağacın üstünde yaşayalım ama farklı mevsimlerde olmasın, düşmekte bir, yeşermekte..

….

Bu son cümleden sonra, önümdeki bu kağıda uzun uzun bakarak ne demek istedim acaba..
Sitem miydi, umut mu acaba..

….

Gecenin sessizliğini ve yalnızlığımı bölen bir telefon sesi.. Biraz gecikse de, olsun..
Sadece bir saattir sesini duymuyordum ama halime baksan, sanki aylardır konuşamamıştık..

- Alo, canımm.. Uyuyamadın mı?

Senin o bembayaz ellerini öpebilirim, sanki yıllardır kimseye dokunmadım.. Uzaktan da olsa yalnız olmadığımı hissettiren sarılmalarını özledim.. Kimsin sen, seni özlemekten korkuyorum..
Sensiz kaldığım saatlerde ilk duyduğum bu oluyor, korku.. Neden korktuğumu bilmiyorum,
hayır biliyorum, ama hiç yokmuş gibi davranıyorum..

Neyse ki, bu gecem de sensiz geçmedi..
İyi ki geldin, ya gelmeseydin..

..demekki hala, elde var aşk..

 www.huzunbaz.com


Son perde .,

Ağustos 16, 2007

..ne yapmalıydım sensizken?
Bir dramın başrol uyuncusu yapılmak istenen beni,
komedinin kahramanı olan sana, teslim mi edecektim..
Hiç bir zaman birleşmeyecek bu oyunların
perdelerini saymayacağım artık..


Ya yapamadıklarımızın pişmanlığı..

Ağustos 16, 2007

Hayatı öğrenmeye bebeklikten başlıyor insan.Düşe kalka yürümeyi öğreniyor.Çoğu zaman canı yanıyor belki ama başka çaresi yok , öğrenmeli yürümeyi…Böyle sürüp gidiyor, öğrenecek çok şey var.

”Hayat ”denen bu sınav da ayakta kalabilmek çok zor elbet. Bazen insan yaşadıklarının ya da öğrendiklerinin bedelini ağır ödüyor. Her nekadar kuralları belli olsa da; insan hata yapabiliyor. Her bireyin aldığı ders farklı.

Yaşadığımız sürece hep engelli yollar var, zorluklar, sıkıntılar, çaresizlikler, içinden çıkamadığımız durumlar, kendimizi uçurum da hissettiğimiz anlar, üstesinden gelemeyip ölümü düşündüğümüz anlar var.

Yol ayırımlarımız, hangi yolu seçeceğimizi bilemediğimiz, sonu olmayan kısırdöngülerimiz… Herkes aynı notla geçemiyor hayatı. Kimi en yüksek notu alıyor, kimi sınıfta kalıyor, kimi ise en başından kaybediyor. Evet ”hayat ‘’sınavların en zoru, geçmek zor. Ama cesur olmalı insan, korkmamalı, bedeli ağır da olsa denemeli güzel şeyleri.

Kompleksleri, kavgaları, savaşları bir kenara bırakmalı, herkesi sevmeli, herkesle dost olmalı, ekmeğini bölüşmenin tadına varmalı, duyarlı olmalı, hep mutlu olmalı, karamsarlığı bırakmalı, hep vermeli, kendi kendinin polyannası olmalı. Bol bol seyahatlere çıkmalı, gündoğumlarını ve gün batımlarını kaçırmamalı, yeni insanlar yeni yerler görmeli ve tanımalı, sık sık aşık olmalı, sevmeli, hayaller kurmalı, yapmak istediklerini ertelememeli, doyasıya yaşamalı ve sevmeli… Tek bir kerelik şans olan bu hayatı, erken bırakıp gidenler, kimbilir hangi hayallerini erteledi, ”yarın yaparım ya da haftaya giderim”diye…

Evet hayatta hatalarımız, günahlarımız, pişmanlıklarımız çok olmuştur. Yaşadığımız sürece de olacaktır.

Yaşadığımız şeylerin pişmanlığı bir şekilde diner, peki ya yapamadıklarımızın, ertelediklerimizin pişmanlığı…? Bir ömür boyu sürer.

sevgilerimle
aysun alp

http://blog.milliyet.com.tr/aysunalp


Mustafa Sandal – Farketmez

Ağustos 16, 2007

gel bu tarafa gel,
burda herşey tahmininden daha güzel.
bakışların orda boşa gider.
hiçkimseyi dinlemez deli gönül ama,
sana boyun eğer.

zamanlama ne güzel,
tamda yormuştu beni bu geceler.
bırak kalsın orda bağaneler.
hiçkimseyi bağlamazinan,
birbirine kolay kolay kader.

farketmez biraz aşık olsak.
kimseyi öldürmez.
peşindeyim adım adım
sen ömre bedelsin
bir ömre bedel.

yalancı dünya en sonunda.
gerçek oldu bak nihayet.
kıymet bilmez insan asla
kaybedende bol cesaret.